Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Sitede Arama Yapın        
        
                                        ERZURUMCA                                                                     A - - F   G -- K   L - - Z

KELİMELER ANLAMI KÖKENİ
      A
ABA - Babanın erkek kardeşinin hanımı, Yenge.                                        ...
ABAD - ...                                        ...
ABREL BEŞİ -  Nisan ayının on dördüncü (Rumi birinci) gününde on sekizinci (Rumi beşinci) gününe kadar süren soğuk günler.                                        ARAPÇA
ABZOL - Yanlı tahta
ADOL - Yer elması (tarlalarda kendiliğinden biter).
AHBIN - Hayvan pisliği.
AĞARTI - Süt, yoğurt, peynir gibi beyaz renkte besin maddeleri
AĞARTMA ağartma Beyazlatma, yıkanan çamaşırları ayazda kurutarak beyazlatma TÜRKÇE
AĞIL ağıl Hayvanların yazın kaldıkları üstü açık ahır .             TÜRKÇE
AĞUZ aguj,ağız Doğuran ineğin ilk sütü                                          TÜRKÇE (DLT)
AKO/AKOŞ/AKOŞİ - .....                                                              ....
ALACA KARGA - Saksağan                                                              TÜRKÇE 
ALAF - Hayvan yemi, ot, saman, kepek v.b
ALİCEHRE - Orta boylu  üzerinde ufak siyah renkli meyveleri olan bir ağaç türüdür.,(Yenildiğinde insanın bağırsaklarını bozuyor).
ALOÇ - Kırmızı renkli mayhoş bir meyve. aynı zamanda bu ağaca da aloç denir.
ANORLİ - Kibirli.
ARDALA - 1- Peşe takılan istenmeyen insan. 2- Seçilen sebze ya da meyvelerin arasına sıkıştırılan ıvır zıvır
ARDAMAR - Namus ve utanma perdesi, kavramı.
ARHAÇ - Davarın gece yattığı yer.
ARKAŞELEK - ...
AŞGAR - 1- Kir yıkanmış yeni bezin ham durumu 2- Alnında ya da ayaklarında beyazlık olan at.
AŞLIK - Aş yapmakta kullanılan kuru yemiş türleri. Erik, kayısı kurusu
AŞMA - Kayısı zerdali kurusu.
AYERE - Atların öküzlerin boynunu ya da alınlarına boncukla beraber bağlanan şimşir ağacından yapılmış ay biçiminde kolye.
AZIK - Yola gidenlere verilen yolluk.                                                 TÜRKÇE 
     B
BACI bacı Kız kardeş,hemşire                                                                TÜRKÇE
BADALYA - Arkalıksız sandalye.
BAĞDADİ - Bir binanın genellikle iç duvarlarını kalasla direk ve bu kalasları iki taraftan 5-6cm. aralıkla çıtalarla donattıktan sonra boşlukların ot ya da talaşla doldurularak yapılan duvar.
BAKTAVAR - Mutlu, mesut, bahtiyar.
BADİYA - Derin kap.
BANDA - Yabani armut.
BARATA - Ölü hayvanın herhangi bir parçası.
BARDAN - Saman taşımaya mahsus keçi kılından örülmüş büyük çuval.
BAR VERMEK bâr Meyve,ağaçlarının ürünü.                                                           FARSÇA
BARKANA Bârhâne Yolculuğa çıkan ve beraberlerinde en önemli kap kaçaklarını, yiyeceklerini taşıyan bir kaç kişinin bir yerde açılıp dökülmesi./Göç eşyası.                FARSÇA
BAYAK(H)TAN - Demin, biraz önce.
BAYTAR Baytar Veteriner.                                                                                 ARAPÇA
BAZLAMA - Saç üstünde yapılan bir çeşit ekmek. Tatlısı, tuzlusu, mayalı yada mayasız hamurdan yapılır.
BEDiRA - Kova
BEDNAR - Vücudun herhangi bir yerinde çıkan kızarık kanlı  çiban.             ARAPÇA
BEL - [Türü: isim] Toprağı kazmaya veya kirizma yapmaya yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.                                                                                        FARSÇA
BEL BAĞLAMAK - Güvenmek.                                                                               TÜRKÇE
BELLEME - Atların beline konulan çul.
BELLEMEK - Ezberlemek                                                                               TÜRKÇE
BERF Berf Kar.                                                                         ARAPÇA  / KÜRTÇE
BERLİK - Koyunların sağıldığı yer. ( etrafı çevrili veya açıkda olabilir).
BEMİRAT Ber murâd Muradına ermemiş, yaşamdan payını almamış, mutsuz genç.          ARAPÇA
BEST TUTMAK ... Bahse girmek.          ...
BICCIRİK - Ocağın kenarındaki oturulacak yer.         
BILDIR bıldır Geçen yıl.                                                                            TÜRKÇE (DLT)
BİBİ bibi Hala                                                                                       HALK DİLİ
BİNEK TAŞI - Eski Erzurum evlerinin büyük konaklarının dışında, kapının yanında ata kolayca binilmesi için 50-60cm. yüksekliğinde ve 1-15m. Uzunluğunda taş sedir
BODOD - ...
BUHAH - Gıdık
BUHARI - Baca.                                                                                        ARAPÇA  
BURMAK burmak Hadım etmek, iğdiş etmek.                                                       TÜRKÇE 
 C Ç
CAĞ Caği Şiş                                                                             
CELEP Celeb  Koyun, keçi, sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.  ARAPÇA                                                                                              
CECİK - Kovanın kulpunun takıldığı halka.
CEFERLİK - Eşya deposu, musandıra, yemişlik.
CELE - Mısır koçanı.
CENDEK - Hayvan ölüsü  (LEŞ)
CERGE - Öküz arabasının yanlarındaki sırıklar. (TUTAÇ)
CIĞIZ - Mızıkçı.
CIBIL - Çıplak
CILBIR - *******
CILGA - Pulluk.
CINDAK - Küçük kova.
CIRNAK - Tırnak/Pençe
CIRNAKLAMAK - Eti kemiğinden ayırmak.
CISTiK - Erkek ayakkabısı.
CIZERNİK - Büyük baş hayvanlarda görülen bir tür hastalık. ( hayvanların bağırsaklarında olan bir hastalık ).
COCAK/COC - Su birikintisi/Batak.
CULUK - Hindi.
CÜCÜK - Civ civ
ÇAKAVUZ - Yapılışından gelen (sahip olduğu) özellik.
ÇARHAH - Büyük taş yığını.
ÇAYNİK Çarnik'i Çaydanlık.                                                                                  
ÇEBİÇ çebiş Altı aylık keçi yavrusu.                                                        TÜRKÇE (DLT)
ÇEGiL - Küçük taş yığını.
ÇENGE çenge Çene.                                                                                           
ÇERÇi çerçi Genelde boncuk türü eşyalar satan kişi.         
ÇERME - Su kaynağı.
ÇILPAH(X) - Çıplak.
ÇiMMEK - Banyo yapmak.
ÇİRİŞ - İlkbaharda kırlarda biten yabani bir ot.
ÇOR çor Hastalık,                                                       Halk ağzında
ÇOROŞ - Bir kağnıya ya da dört tekerlekli arabaya koşulan ikinci çift manda veya öküz.
ÇOT(AGAÇ) - Zor işlenen ağaç.
ÇÖPÜR/ÇOPUR - Yünün tarandıktan sonra kalan kalitesiz kısmı.
     D
DADA dada Erkek çocuk/Baba/Adam.                     (Dadı)FARSÇA
DAMÇi - Damla.
DARABA - Duvardaki ara tahta bölme
DASTAR - Hamurun üstüne örtülen örtü. 
DİBEK - Öğütme aracı.
DIĞA dığa (Argo) kişiyi küçük görmek kullanılan kelime.    ERMENİCE (çocuk)
DiP - Pancar.
DIZMAN - İri kıyım,iri yapılı (Dızıman)
DÖŞ - Göğüs.
DÜGDi - iki tarafıda düz olan çekiç.
DÜĞE tüğe Yeni doğuracak olan inek (2- 2,5 yaşında)       TÜRKÇE (DLT)
DÜMÜÇ ... (...)      ....
     E
ECNEBi ecnebi Yabancı                                                          ARAPÇA
ELÇİM Taranmış bir tutam yün.
EMMi                         emi Amca                                                              ARAPÇA
EN/Enlemek                       - Hayvanların kulağının bir parçasının kesilmesi yada belirli yerlerine sürülen boya ile kime ait olduğunun belirtmek.
ENEK                       - Saban 'ın toprağı yaran kısmı.
ENiK enük Köpek yavrusu.                                              TÜRKÇE (DLT)
EŞKİN eş- Atın ufak adımlarla çabuk yürümesine denir.Dört nala gitmek.     TÜRKÇE (DLT)
EVLEK - İki su arkı arasında kalan tarla parçası.(Tarlanin, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri)                     YUNANCA
EVELİK - Pancar.
EVMEK éwmek,ivmek Acele etmek                                                    TÜRKÇE
EZE - Teyze,buyük kız kardeş                               TÜRKÇE (DLT)
EZVE -- Kibrit çöbü
EZEL BAHAR - Mart ayı
F
FENiKMEK -  Telaşlanmak                                             ARAPÇA    olabilir.   
FER fer  Aydınlık.                                                         FARSÇA
FETİR(L) -  Yağlı kaymakla yoğrulan ekmek. 
FIŞKI - Taze hayvan gübresi.                                           TÜRKÇE
FIRFILiK - Topaç.
FERİK - [Türü: isim] Kümes hayvanlarının civcivlikten çıkmış yavrusu, piliç                                                                    FARSÇA
FİSTAN - Giysi.                                                                  LATİNCE
FURGUN - 4 tekerli öküz yada camışın çektiği araba. 
                                                   A -- F       G -- K       L -- Z

     yukarı   (DLT): Divani Lügat-it Türk                 



                                                              AnaSayfa

 Bağlantılar :